Hemodiyaliz

Hemodiyaliz Nedir?

 Hemodiyaliz, kalıcı böbrek yetmezliği tedavisinde kullanılan en yaygın tedavi yontemidir. 1960'lı yıllardan beri gelişen teknolojik yeniliklerle tedavi yan etkileri en aza indirilmeye çalışılmaktadır.

Diyaliz basit olarak yarı geçirgen bir zarla ayrılmış, bir tarafında temizlenmesi gereken kanın, diğer tarafında ise diyaliz sıvısının bulunduğu iki bölümlü bir sistemdir. Hemodiyaliz vücut dışına alınan kanın makine aracılığıyla yapay bir filtreden (diyalizör) geçirilerek, birikime uğrayan zararlı maddelerden ve fazla sıvıdan arındırılması ve sonra vücuda geri verilmesi işlemidir. Uygulama sırasında vücutta eksik olan bazı tuzlar da diyaliz sıvısından vücuda geçer. Hemodiyaliz uygulaması için kolda atardamar ile toplardamarın birleştirilmesi (fistül) ameliyatının yapılması gerekir.

Fistül ameliyatından en az 3-4 hafta geçtikten sonra hemodiyaliz tedavisine başlanabilir. Acilen diyalize alınması gereken hastanın fistülü yok veya yeterince gelişmemişse, boyun veya kasıktaki toplardamarlardan birine kateter yerleştirilerek de hemodiyaliz uygulanabilir. Fistülün yeterli gelişmesine olanak tanımak ve kateter gereksinimini ortadan kaldırmak için, hemodiyalize aday hastalarda olası diyaliz zamanından birkaç ay önce fistül ameliyatının yapılması gerekir. Hemodiyaliz tedavisinin kabul edilen optimum süresi haftada 12 saattir.

Hemodiyaliz sırasında her defasında fistül olarak isimlendirilen damara biri vücuttan kanı temizlenmek üzere filtreye götüren, diğeri temizlenmiş kanın vücuda dönmesini sağlayan olmak üzere iki iğne yerleştirilir.

Tedavi sırasında vücut dışına alınan kanın pıhtılaşmasını önlemek için kan sulandırıcı ilaçların uygulanması gerekir. Haftalık seans sayısı, seansın süresi, diyaliz sırasında kullanılacak filtre, diyaliz sıvısı hastanın bireysel özelliklerine göre tedavi ekibi tarafından ayarlanır.

Laboratuvar Tahlillerinin Anlamları

Kt/V ve URR :

Hedef Kt/V değeri olan 1.2'ye veya URR değeri en az %65'e gelene kadar hiçbir diyaliz tedavinizi atlamayın. Size önerilen sıklık ve süreye uyun. Diyetinize ve size izin verilen sıvı miktarının üstüne çıkmamaya gayret edin.

TDBK ve Ferritin

TDBK (Total Demir Bağlama Kapasitesi) ve ferritin vücudunuzdaki demir miktarı hakkında bilgi veren ölçümlerdir. TDBK değerinizin yüzde 20'nin altında 50'nin de üstünde; serum ferritin düzeyinin ise 100'ün altında 800'ün üstünde olmaması gerekir. Hedef demir değerine ulaşabilmek için ekstra demire ihtiyaç duyabilirsiniz. TDBK ve ferritin durumunuza göre 1-3 ayda bir kontrol edilir.

Parathormon

Vücudunuzdaki kalsiyum ve fosfor dengesinin kötü olması paratiroid (PTH) hormonunun yükselmesine neden olur. PTH değeri her 3 ayda bir kontrol edilir. Doktorunuza ve diyetisyeninize PTH değerinin yükselmemesi için kalsiyum ve fosfor düzeyinizi nasıl muhafaza etmeniz gerektiğini sorunuz.

Albumin

Bu her gün yediğiniz yemeklerde bulunan proteinden, kalori yardımı ile meydana gelir. Düşük albumin kafi miktarda proteinli ve kalorili gıda yememekle olur ve enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına yol açar. Sağlığınızı korumak için doğru ölçüde proteini nasıl alacağınızı diyetisyeninize sorun.

Potasyum

Çok yüksek veya çok düşük potasyum düzeyleri kalp problemlerine hatta kalp durmasına neden olur. Potasyum için izin verilen diyetinize uyun. Potasyumdan zengin ve fakir gıdaları mutlaka öğrenin.

Hematokrit

Bu değer vücudunuzda yapılan kırmızı kan hücrelerinin sayısını yansıtır. Düşük hematokrit kansız olduğunuzu gösterir. Kansızlığınızın tedavisi için EPO denen bir hormon ve ilave demir almanız gerekir. Hematokritiniz 33-36 değerine gelince kendinizi daha az yorgun ve daha enerjik hissedeceksiniz. Hematokritiniz EPO tedavisi başlandığında l - 2 haftada bir, hedef değere ulaştıktan sonra 2-4 haftada bir kontrol edilir.

Hemoglobin

Bu değer kırmızı kan hücrelerinin içinde vücudunuzdaki tüm hücrelere oksijen sağlayan bölümüdür. Hemoglobin düzeyiniz de size kansızlığınız hakkında bilgi verir.

Kalsiyum

Kuvvetli kemikler için gereklidir. Kalsiyumunuzun düşük olmaması için doktorunuzun tavsiyesine göre kalsiyum tamamlayıcılar kalsitriol (vitamin D) kullanınız. Fosforunuzun normal düzeyde olduğundan emin olun.

Fosfor

Yüksek fosfor düzeyi kemiklerinizi zayıflatır. Diyetinize uyduğunuzdan ve her yemekte fosfor bağlayıcı kullandığınızdan emin olun.

Kronik Böbrek Yetmezliği Nedir?

Kronik böbrek yetmezliği çeşitli nedenlere bağlı olarak böbrek fonksiyonlarının ilerleyici ve düzelmesi mümkün olmayan kaybı ile karakterize olan bir durumdur.

Üç ay veya daha uzun süren böbrek hasarı veya böbrek fonksiyonunu gösteren Glomerül filtrasyon hızının (Kreatinin klirensinin) 60 ml/dak. altında olması şeklinde tanımlanır. Bu olay yavaş ilerlediği için hastalar doktora oldukça geç dönemde başvururlar.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin Nedenleri?

Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri çeşitlidir. Toplumlar arasında büyük değişkenlik vardır. Genel olarak, en sık görülen nedenler: hipertansiyon, diyabet glomerülonefrit, kalıtımsal böbrek hastalıkları (polikistik böbrek), idrar yollarında tıkanma ve devamlı ağrı kesiçilerin kullanımına bağlı interstisyel nefrit ve nadiren amiloidosis gibi böbrekte bazı maddelerin birikimidir.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin Evreleri

Böbrek yetmezliği son yıllarda 5 evreye ayrılmıştır. Kronik böbrek yetmezliğinin ilk evresinde sadece böbreğin fonksiyonlarında hafif bir azalma tespit edilebilir, hastalarda genellikle belirgin bir şikayet ve belirti yoktur. Böbrek fonksiyonlarını gösteren üre ve kreatininin yükselmesi üçünçü evrede başlar ve bu dönemde hastalarda hafif bir kansızlık gelişmiştir, Hb. 11 gr altına iner, diyabetik hastalarda kansızlığın gelişmesi daha erken evrede olur. Bu evrede bol su içme ve idrar yapma ve geceleri 2-3 sefer idrara gitme başlamıştır ama genellikle hasta bu olay yavaş geliştiği için bunların böbrek hastalığının bir belirtisi olduğunu anlayamaz. Ancak enfeksiyon, vücutta sıvı eksikliği (aşırı bulantı ve kusma, ishal, idrar yollarında bir tıkanma ve böbreğe dokunan ilaç kullanımı, mide ve bağırsaklardan kanama gibi araya giren akut sorunlar hızla ürenin yükselmesine va hastanın genel durumunun bozulmasına neden olur. Geri dönüşümü mümkün olan bu sorunların tedavisi ile hasta sıklıkla tekrar eski durumuna döner.

İleri evreye ulaşmış böbrek yetmezliğinde böbrek fonksiyonları % 25-30 civarına inmiştir. Böbreğin üremik toksinleri atma kapasitesi, idrarı konsantre etmesi, biyolojik olarak sentez ettiği eritroproetin, vitamin D gibi hormonların yapımında azalma olur, klinik belirti ve bulguların (anemiye bağlı devamlı halsizlik, gece sık idrara gitme ve iştah azalması, ödem gibi) vücutta su birikimi belertilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Son dönemde ortaya çıkan bu klinik sendrom, üremi olarak tanımlanır.